What's happening?

Video Kaynakları 0 Görüntülenme Report Error

  • Türkçe Altyazılı
Komiser

Komiser

Jun. 06, 1967Soviet Union110 Dak.PG
Your rating: 0
9.5 4 votes

Synopsis

Bir Kızıl Ordu süvari komiseri olan Klavdia Vavilova’nın yaşamı, beklenmedik bir hamilelikle sekteye uğrar. Doğum yapmak için bir Yahudi ailesiyle birlikte kalır ve aile yaşamı deneyimiyle biraz olsun yumuşar.

Yönetmen Aleksandr Askoldov “Komiser’i Anlatıyor

“Aslında niyetim başka bir filme başlamaktı. Ancak sonra Vasili Grosman’ın “Berdiçev Şehri’nde” öyküsünü hatırladım ve birden çekeceğim film gözlerimin önünde belirdi. Senaryoyu yazdım, ama bu senaryonun ileride büyük problemlere yol açacağını da anladım. “Yahudi” kelimesine altmışlı yıllarda hiçbir bağlamda yer verilmezdi, özellikle de benim ele almaya niyetlendiğim bağlamda. Afişlerde filmin müziklerini yapan Alfred Şnitke’nin adını A. Şnitke olarak yazdırmamı bile önerdiler bana…

Çekim hazırlıklarına başlayınca Yahudi müzikleri aramaya başladım. Ses-kayıt Evi’ne gittiğimde, gördüm ki ne kadar Yahudi müziği ve dahi Çin müziği varsa silinmişti…

Bütün oyuncular belirlenip çekimlere başlandığında Mordyukova ve Bikov’un şiddetli baskısına maruz kaldım. Rayza Nedaşkovskaya’nın işine son vermemi istiyorlardı. Evet, tecrübeli bir aktris değildi. Ancak hem güzel, hem de çekiciydi. O saate kadar bir çok ünlü ve profesyonel aktrisi izlemiştim, ama onda beni özellikle onu oynatma kararımda ısrar etmeye iten bir şey vardı. Bir akşam Bikov odama geldi ve şöyle dedi: “Konuşmayı beceremiyor. Esneklikten yoksun. Durumu kurtarmanın tek bir yolu var. Ona replik verme. Dilsiz olsun.” O kadar moralim bozulmuştu ki ne diyeceğimi bilemiyordum. Bikov ise üsteliyordu. “Hatta bu iyi de olur. Onun dilsizliği metaforik olarak Yahudi halkının dilsizliğini simgeleyecek.” Ama elbette herkes yerinde kaldı. Rayza da “dilsizleşmedi.” Sonuç ortada…

Bu sahneye [Vavilova’nın holocaust öngörüsünün olduğu sahne. – M.Y.] çok önem veriyordum, çünkü felaket metaforu üzerine o günlerde bizim sinemamızda tek bir söz bile edilmiyordu. O bölümün çekimlerini 1966’da Kamenets-Podolsk şehrinde yaptık. Psikolojik açıdan oldukça zordu bu parçanın çekimi, çünkü çekim ekibine oldukça ağır bir hava hakimdi. Üstelik o sıralar Ukrayna’da küçük çaplı bir pogromcu dalgası vardı. Bir sinagogu yakmışlardı mesela. Davet ettiğimiz oralı Yahudiler çekimlere katılmayı reddetti. Bunun üzerine Hotim’e gittim. Çocuklara birkaç kuruş para verince bana sinagogun yerini gösterdiler. Hahama gittim ve devrim hakkında bir film çektiğimizi söyleyip yardım istedim. Haham bana “Biliyor musunuz, yoldaş Askoldov, bu mümkün değil. İnsanlar o kadar çok hakarete uğradı ki, artık hiçbir şeye inanmıyorlar. Kimse gelmez çekimlere.” Tam bir umutsuzluk içinde Ukrayna Komünist Partisi’nin ideolojik sekreteri Lutak’a telgraf çektim.“Ben genç bir yönetmenim ve çekimleri tamamlamak için yardımınız istiyorum. Bana büyük bir Yahudi grubu gerekli,” dedim. Ne oldu dersiniz? Sovhozlara, kolhozlara ve kooperatiflere “tarihi bir devrimci film için Yahudileri seçip ayırma” emri verildi. Sadece yetişkinler de değil, çocuklar da bu emre dahildi. Bu talihsiz insanlar işte bu şekilde getirildi…

Etrafa duman verdik, üzerlerine Davut yıldızlarını iliştirdiğimiz figüranları girişe yerleştirdik ve en sevdiğim trajik parça olan Sibelius’un 5. Senfonisini açtık (Sahnenin müziğini Şnitke daha sonra görüntülere bakarak yazdı). Birden Yahudiler ağlamaya ve direnmeye başladı. Kameraya doğru hareket etmek istemiyorlardı. İlk anda ne olduğunu anlayamadım. Durum sonra aydınlandı. Öğrendiğimize göre 1943’te tam burada Almanlar Kamenets-Podolsk’un Yahudi nüfusunu kurşuna dizmişti. Uzun süre insanları ikna etmeye çalıştık. Önlerinde diz çöktüm desem abartmış olmam. Sonra bir adam çıktı öne. Bu adam o sahnede de görünen “Kemancı” idi. Hatta şu anda on çocuğuyla birlikte San Fransisco’da yaşıyor. Bu adam bana dedi ki: “Yönetmen yoldaş, filminizi kimse görmeyecek.” Ben de insanların bu filmi göreceğini söyledim. Bunun üzerine Mordyukova ileri çıktı ve halkın anlayacağı bir dilde bu filmde oynamak zorunda olduklarını söyledi. Çekimler ancak bundan sonra başlayabildi.

Hayatımdaki en sarsıcı anlardan biri, ki bunların sayıları az değil, Gorki Film Stüdyosu’nun kollektifi ve sanat kurulu için yapılan filmin ilk ve tek gösterimi olmuştur. Gösterim boyunca ıslaklar, çığlıklar, alaylar havada uçuştu. Bir süre sonra meslektaşlarımın şikayeti üzerine partinin çeşitli kontrol komiteleri tarafından çağrıldım. Bu komitelerden o kadar çok vardı ki…

Gecenin bir yarısı filmin montajcısı İsayev beni aradı. Bir yandan ağlıyor, bir yandan da stüdyonun avlusunda filmimizin yakıldığını anlatıyordu… Suslov’u [Üst düzey bir yetkili. – M.Y.] aradım ve şöyle söyledim: “Filmi yakıyorlar!” Cevaben “Bu imkansız! Mihail Andreyeviç’e telgraf çekin, beni de yarın sabah arayın,” dedi. Sabahleyin Gavrilov bana Suslov’un “bu saçmalığa bir son verilmesini” emrettiğini söyledi. “Gri kardinalin” bu kararı Komissar’ın yakılmasını durdurmuştu.
***

1987 Haziranında ünlü Moskova Film Festivali vardı. Uzun bir aradan sonra dünya sinemasının gerçek yıldızları geliyordu. Bir köşede otururken yabancı gazetecilerin Elem Klimov’a sorular sorduklarını işittim. Klimov o sırada SSCB Sinemacılar Birliği’nin birinci sekreteri idi. “Raflarda duran filmler artık özgür mü?” Muhabiri hemen yatıştırdılar: “Elbette, elbette özgürler! Belki birkaç belgesel filmin bobini hariç.” İşte tam bu anda aklımın almadığı bir şey beni dürttü ve ayağa fırladım. Fırlarken bir kadının ayağına basmışım, farkında değilim. Klimov’a yaklaştım ve şöyle dedim:“Yirmi yıl sustum, şimdi bırakın konuşayım.” Çok hoş bir kadının elindeki mikrofona asılmaya başladım. Bu kadının Vanessa Redgrave olduğunu nereden bilebilirdim?

Mikrofonu alınca, madem açıklıktan söz ediyoruz [glasnnost. – M.Y.], öyleyse insanlığın vücudunda bir kanser gibi büyüyen şovenizm ve çalışkan Yahudi halkı hakkında yirmi yıl önce bir film çektiğimi herkesin duyması gerektiğini söyledim. Ve herkesin filmi izleyip hakkında ne düşündüğünü söylemesini istedim.

Bu kadar. Bundan sonra basın toplantısı alt üst oldu. Televizyoncular ve foto muhabirler armadası bana yöneldi. Koridorda Klimov yanıma geldi ve şöyle dedi: “Gorbaçov’un filminize karşı olduğunu biliyor musunuz?” Bildiğimi söyledim, ama bu umurumda bile değildi. Ertesi gün Gorbaçov festivalin ünlü konuklarından birini, Gabriel Garcia Marquez’i kabul etti. Benim küçük gösterim sırasında o da oradaydı ve olanları başkana anlattı. Belli ki bu konuşmadan sonra filmin gösterilmesi emri geldi.”

Komiser
Orijinal İsmi Комиссар
IMDb Rating 7.5 1,336 oy
TMDb Puanı 6.7 15 oy

Yönetmen

Oyuncular

Similar titles

Beyaz Çöl Güneşi
Viborg Tarafı
Bir Ardıç Kuşu Yaşadı
Kırk Birinci
Karşı Adamlar
Ekmek, Altın ve Silah
Kader Mahkumları
Werner Holt’un Maceraları
Restorandaki Adam
Güneşi Arayanlar
Beş Kovan
Parla, Parla, Yıldızım